Şeytan Üçgeni

Şeytan hakkında bilgiler, eski kaynaklarda geçen şeytane dair bilgiler. Kuran-ı Kerim de ve hadislerde şeytan nasıl anlatılıyor? İnsan kararları üzerinde şeytanın etkisi

Nefis ve şeytan ilişkisi. Tasavvuf'a göre şeytan. Şeytan'a günümüz perspektifinden bakış. Ve şeytanlaşmış insanlar. Şeytan kelimesi dilimizde pelesenk olsa da şeytana dair ne kadar bilgi sahibiz?

Konuyla alakalı araştırmalar ve tüm bilgiler bu sayfa altında yer almaktadır.

Dizi ve sinamaların taşıdıkları gizli yük

Sadece film yapmak için film yapılmaz değil mi?

Dizi ve sinamalar da bir misyon ve görev yaşıyor. İş bildiği gibi değil. Bir plan ve program çerçevesinde devam ediyor.

Herşeyden önce birinci temel amaçları para kazanmak. Bir film müşteriye ulaşmak para kazanmak ve daha sonraki çekilecek filme kaynak bulmak üzere yapılmaktadır. Bütün kurgu bunun üzerine yapılır.

İkincisi ise bu sektörü elinde tutanların istek ve standartlarına uygun sunabilmektir. Para kazanmak isteyenler onların isteklerini gerçekleştiremezlerse bu işi pazarlayamayacakları ve hiçbir şekilde para kazanamayacakların bilincinde olmalarıdır.

O yüzden film yapımcıları üst mercinin standartlarına uymak zorunda, seneryo ve içerği onların isteklerine göre yapmak zorundadırlar.

İşte bu üst aklın film ve dizi sektörü için oluşturdukları temel bir iskelet yapılanma vardır. Bütün filmlerin iskeletini onlar oluşturur. Bunlar sanat, bilim, etiklik vs vs isimler adı altında sunulur.

GERÇEK MÜFLİS KİMDİR

Ebu Hureyre'nin r.a. rivayet ettiği bir hadiste Allah Rasulü s.a.v. sahabeye şu soruyu yöneltir:
"Müflis kimdir, biliyor musunuz?"
Ashab bu soruya: "Bize göre müflis, parası ve malı olmayandır." şeklinde cevap verirler. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz s.a.v.:

"Ümmetimin müflisi, kıyamet gününe; namaz, oruç ve zekat görevlerini yerine getirdiği halde, ona buna sövmüş, iftira etmiş, şunun-bunun (haksız yere) malını yemiş, kanının dökmüş, onu-bunu dövmüş olarak gelen kimsedir. Bu kişinin iyiliklerinin sevabından hak sahiplerine verilir. Borcu ödenmeden sevabı biterse diğerlerinin günahları ona yüklenir, sonra da cehenneme atılır." buyurdu.

(Müslim, Birr 59, Tirmizî, Kıyame 2)

Büyü avına giderken büyücülerin avı olmayın

Çevremizde bazı insanlar normal yollarla sahip olmadıklarını ya da engel olamadıkları için akla hayala gelmiyecek yollar denemekteler. Denedikleri yollardan birisi de büyü yaptırtmak ya da kendilerinin büyü işleri ile uğraşmasıdır.

Eşine adam gibi eşlik yapamayıp kaybettiğinde onu geri çağırmak için büyüceye koşanlar..
Sevdiğine kavuşamayınca, kaderle inatlaşıp onu sahip olabilme uğruna sevdiğinin hayatını karartanlar..
Akrabası komşusu ya da bir yakının varlığını mutluluğunu kıskanıp bozmaya çalışanlar..

Ya da kendisine büyü yapıldı sanıp büyücülerin kapılarını aşındıranlar

Gözden kaçırdıkları farkına varamadıkları ama anladıklarında çok geç kalacakları bir gerçeğin farkındalar mı?

Onlara göre büyücüler iki sınıfıtır:

1. sınıf büyücüler doğru bilir ve büyüyü bozarlar
2. sınıf büyücüler ise tam bilemez ya da hiç bilemez ama kandırıcı dolandırıcı değillerdir..

Bir müslüman neden büyü yapar

Gerçektende bir müslüman neden büyü yapmak ister? Neden bir büyücüye bir hocaya gitme ihtiyacı hisseder? Büyü yapmak için kendisini nasıl kandırır?

Öncelikli olarak yaptığı şeyi büyü olarak kabul etmek istemez. Yaptığı şey bir büyü değil bir ilaçtır. Bir tedavi aracıdır. Bir yardım etme yöntemidir. Kendi içindeki kıskancı hasedi çekememezliği bastırmak için aranan çaredir. Ya da kendi adaletine göre karşı tarafa layık görmediği şeyi elinden alma girişimidir.

Bir müslüman, Allah'a inanıyor iken neden bir büyücüye gitme ihtiyacı hisseder ki? Allah'a ve adaletine inanmıyor ki böyle bir girişimde bulunuyor.

Dünyayı yöneten gizli güçler efsanesi

Bugün ısrarla vurgulanan bir efsane var.. Çeşitli adlar ve maskeler adı altında dünyayı yönettikleri iddia edilen bazı gizli güçlerin varlığından söz edilmekte. Birileri saltanatlarını devam ettirtebilmek için böyle hikayeler uydurmakta ve insanları kandırmaktalar.

Halbuki kuranı kerim Haşr Süresi Ayet 14'te bizlere öyle bir mesaj vermiştir ki iddia edildiği gibi olmadığını göstermektedir:

لَا يُقَاتِلُونَكُمْ جَمِيعًا إِلَّا فِي قُرًى مُّحَصَّنَةٍ أَوْ مِن وَرَاء جُدُرٍ بَأْسُهُمْ بَيْنَهُمْ شَدِيدٌ تَحْسَبُهُمْ جَمِيعًا وَقُلُوبُهُمْ شَتَّى ذَلِكَ بِأَنَّهُمْ قَوْمٌ لَّا يَعْقِلُونَ

"Onlar müstahkem kasabalarda, yahud dıvarlar (siperler) arkasında bulunmaksızın sizinle toplu bir hâlde vuruşamazlar. Kendi aralarındaki savaşlar ise çetindir. Sen onları derli toplu sanırsın. Halbuki kalbleri darma dağınıkdır. Bunun sebebi şudur: Çünkü onlar akıllarını kullanmaz bir kavmdir."

Bunun üzerine bir söz söylemeye gerek yoktur..

Toplumları tanımak anlamak isteyen insana baksın

Bir insanı tanımak için bir devlet yönetimini sistemini örnek verip analiz edebileceğimiz gibi toplumları anlamak tanımak ve kavramak için de bir insan gibi görüp öyle değerlendirip analiz edilebilir.

Yani bir devleti bir ülkeyi bir toplumu bir şehri hatta bir köyü tanıyıp anlayıp kavramak için bir insan gibi hareket ettiğini düşünüp öyle değerlendirmek bir çok anlaşılmaz noktaları anlamamızda yardımcı olacaktır.

Doğru teşhis doğru tedavi için de bizlere ipucu verecektir.

Örneğin türkiye devletini kültürünü birikimini ve yarın yapacağı hamleleri görüp anlamak için devlet gibi değilde türkiye adında bir insan olarak düşünebiliriz. 1923 doğum yılı gibi olsa da sancılı geçen bir 9 ayı da söz konusu olabilir. tazminattan birinci meşrutiyet dönemi.. birinci meşrutiyetten ikinci meşrutiyete geçen süreç ve sonraki cihan harbi ve yaşananlar hep bir doğum sancısı olmuştur..

insanların ömrü 50-60 yılla sınırlı kalabilirken devletler yüzyıllarca yaşayabilir.

İşte bu noktada:

Çin malı büyücülerden uzak durunuz

Merdiven altı büyücülükte diyebileceğimiz fakat günümüz deyimi ile çin malı olarak adlandırabileceğim taklit yalancı sahtekar büyücülerden uzak durunuz. Medyum kılığı ile ortalıklarda dolaşıp insanların paralarını yürüten bu sehtekalar her yerde.

İnsanların manevi duyguları ile oynayan ve inançtan yoksun bu çin malı büyücüler insanlık nimetinden yoksundurlar. Tamamen süflileşmiş durumdadırlar.

Neden bu tarz büyücülere çin malı deniyor.. Bir büyücünün ya da büyü bozan kişinin orjinal mi ya da taklit mi olduğunu nasıl anlayacağız?

Çin malı büyücüler, bir kaç büyü kitabı satın alıp okuyan ve oradakileri uygulamaya kalkışan yetkisiz kişilerdir. Korsan taksici gibidirler. Namaz, abdest, din diyanet yoktur. Dini hiç bir eğitimleri yoktur. Hatta bazıları dinsizdirler bile.

Tek plan yapıcı olan Allah.. Gerisi faso fiso

İnanılmaz bir paronaya olma sürecindeyiz. Çooook derinlerde birileri sürekli toplanıyor planlar programlar yapıyor ve dünyayı onlar yönetim şekillendiriyor..

Yaşanan her olayı, her hadiseyi, ne varsa da işte o derin güçler planlayıp gerçekleştiriyor..

Biz acizler faniler hep öyle sanıyor. Öyle düşünüyoruz. Ya da buna inandırılmaya çalışıyoruz.. Kendimizi kandırıyoruz. İzlediğimiz filmler okudugumuz kitaplar herşey ama herşey bize böyle empoze ediliyor. 500 yıldır birileri dünyayı böyle yönetiyor diye öğretiliyoruz. Osmanlıyı birileri yıktı. vs. vs. vs.

İlerleyip gidiyor paronaya halimiz. Sanki TANRI o gizli güç. dünyaya onlar yaratmış gibi kaptırmışız kendimize.

Halbuki gerçekten de öyle mi? Yoksa birileri bize ninni mi okuyor?

Bakın rabbimiz yüce kitabında bize nasıl haber veriyor:

----

İslam ülkeleri neden geri kalmış

Bugün gerçekten de bir çok islam ülkesi çok geride. Parası olanlar da zevki sefasında.
Bu gerçek ne yazikki kara-propaganda olarak kullanılmakta ve bu yolla islamiyet karalanmaktadır. Sanki bu geriliğin nedeni islamdanmış gibi yansıtılmaktadır.
Hayır! Geri kalmışlık islamiyetten değildir. Tam tersi ESARETTEN'dir!! Bizim geri olmamızın temel nedeni zaten ileri olarak gördüğümüz ülkelerin ta kendisidir.
Bugün ileri olarak gözüken avrupa ve amerika ülkeleri, ileri olarak kalabilmek için bizleri geri bırakmanın yollarını denemeye devam etmektedir.
Tarih tekerrürden ibarettir.
Bir dönem islam ülkeri ileri, avrupa ülkeleri geri..
Başka bir dönem islam ülkeleri geri, avrupa ülkeleri ileri olmaktadır.
300-400 yıl öncesine dönün.. Dünya'nın süper gücü osmanlı imparatorluğu.. Avrupa ise kan ağlıyor.
800-900 sene öncesine bakınız.. Avrupa islam ülkelerine saldırmış. Haçlı seferleri var. Müslümanlar biribiri ile savaşırken avrupalı topraklarımızı işgal etmiş..

Peygamber Efendimizin (S.A.V) Şeytan İle Konuşması (Tıkla Oku)

Seceret-ül Kevn' den
(Muhîddin-i Arabî)
îbni Abbas (R.A.) den naklen Muaz bin Cebel rivayet ediyor;
Bir gün Rasulüllah (S.A.V.) Efendimiz Hz. Eyyüb El-Ensarî' nin evinde ashabı ile sohbet ederlerken, dışarıdan:
- Ya Rasülullah! Görülecek, halledilecek bir işim var. Halli için içeriye girmeme müsaade buyurur musunuz? diye bir ses geldi. Bu sesi işiten Rasulüllah (S.A.V.) Efendimiz ashaba dönerek:
- Bu sesin sahibinin kim olduğunu biliyor musunuz
- ALLAH ve Rasülü en iyi bilendir. Sesin sahibinin kim olduğunu bilmiyoruz ya Rasûlullah! dediler. Efendimiz:
- O, melûn îblîs' tir ALLAH' ın laneti O' nun üzerine olsun, buyurunca
Hz. Ömer (R.A.) hemen yerinden fırlayarak:
Ya Rasûlullah! izin veriniz. O' nu hemen öldüreyim, dedi.
- Dur ya Ömer! Bilmez misin ki
O' na belli hır vakte kadar mühlet verilmiştir. Buna kimse muktedir değildir. Öldürmeyi aklından çıkar, dedikten sonra şöyle buyurdu:

ikiyüz yıllık projeyle türkiyedeki islamı bozma mücadelesi

İslam dünyasının yüzyıllarca hilafet merkezi olan istanbul, islamın kalesi durumunda..

Ve islam dünyasını tamamen esir altına alınabilmek için bu kale düşürmeyi planlıyanlar 200 yıllık bir proje ile karşımızda

Bu projenin bir çok farklı ayakları var.

Siyasi ayağı, arkasında devlet desteğini yok etmekti. Bunu 1909 yılında osmanlı imparatorluğunu yok ederek aldılar. İttihatcılar ise 10 yılda imparatorluğu bitirdi.

En kritik nokta manevi ayağı idi.

Manevi ayak için ilk süreç 1700 lerde başlayan koparma işlemleri başladı. Vahhabilik kuruldu vs.

Osmanlıda yapılan bir çok deneme sürecinde bir çok maşa karakterler sahaya sürüldü..

Bu MAŞA karakterler'e çeşitli görevler verildi icra edildi.

Manevi saldırı projesi birden çok farklı derecelerde çeşit çeşit hedeflere sahipler.

her bir kademenin lider ismi farklı. En kritik savaş ise ehli sünnet cephesinde yaşanıyor.

İçimizde bir fetih sevdası var ondandır bunca yaşananlar

Bizler fatihlerin alparslanların torunlarıyız..

Bizler viyana kapısına dayanmış kanunilerin torunlarıyız..

Taa orta asyadan çıkıp avrupanın kalbine korku saldık

Ve her türkün yüreğinde özlemle yaşar fetih sevdası.. Bundandır bazen kücük bir kıvılcımla büyük fetihler ümidi ile koşturuşlarımız.. bundandır bazen beklenen fatih geldi zannı ile ehli küffara hizmetkar olmuşların peşinden sıra sıra gideşimiz.

* * *

Ruhumuzda var fetih sevdası bizlerin. Tarihi milli bir zaafiyetimiz bizim bu. Önce bu ruhu öldürmek istediklerindendir ki.... Bu ruhun kaynağını olan Kuran'ı kerimi içimizden almak istediler. Harfimiz değişti, eğitim sistemimiz değişti.. Yaşam tarzımız sıfırdan ithal edildi. Ama olmadı. Yine filizlendi fetih sevdası bu topraklarda..

Gördüler filizlenen bu sevdayı bu aşkı.. Bu sefer türlü türlü kollardan saldırıya geçtiler. Yozlaştırmayı denediler. Tahrifat hareketleri yaptılar. Baskı zulüm yaptılar olmadı..

Osmanlı kendi kendine yıkılmış hiç dış faktör yokmuş

Bir tv programında diyorlar ki osmanlı zaten yıkılacaktı, kendi kendilerini yıktılar. Dış güçlerin gizli güçlerin hiiiiç etkisi yok. Zaten gidiciydi. Biz suçu hep başkasına atıyoruz. Kendi hatalarımızı görmek istemiyoruz vs.

Öyle bir masumane anlatıyorlar ki inanmamak elde değil. Demek tek suçlu bizmişiz meğer. Hiç dış güçlerin faktörü yok. Biz kendimiz etmişiz ne ettikse.

Göz var nizam var. Şu an şöyle bir etrafımıza bakalım. Hiç mi beyin çalışmıyor. Devekuşu gibi başını kuma gömerek ne halt edebilirsin.

Geçtim osmanlıyı cumhuriyetten sonraya bakalım. biz kendi kendimize mi kapattık uçak fabrikamızı, biz kendi kendimize mi mahvettik ilk yerli arabamızı.. biz kendi kendimize mi yasakladık kuranı..

Daha masumane bir söyleyişleri var ki sorma gitsin. Dünyadaki medya gücünün birilerinin elinde olması çok sıradan normal birşeymiş gibi lanse ediyorlar. Vay be..

Yalan sahte bir dünyada yaşıyoruz

İçimizdeki şeytanlar üzerinden, toplumu kontrol altına almak isteyenler, kelime oyunları ile toplumu hipnoz etmiş durumda.

Gerçek yok. Herşey sahte. Şu an içinde bulunduğumuz bize dayatılan hayat bize ait değil. Savunduğumuz ideolojiler tamamen kurgu. Hiç birşey bize ait değil. Her şey dışarıdan bize empoze ediliyor. Gerçekler şehir efsanesi gibi. Geçmişle tüm bağlar koparılmış.

Kullandığımız dil bize ait değil. Türkçe kılıklı gözüksede tamamen tahrif edilmiş durumda. Yüz yıl önce yaşayan bir kişi ile anlaşabilmek imkansız durumda.

Tüm kavramlar değiştirilmiş durumda. Tüm terimler anlamlarını yitirmiş durumda. Biz biz değiliz. Büyük bir uçurumun kenarındayız.

Algımız bakış açımız, dünyamız, dünya düşüncelerimiz herşey ama herşey yok edilmiş durumda. Biz başka milletlerin hayatlarını yaşıyoruz.

Tıpkı gıdaları değiştirilmiş hiprit tohumlarla hayatlarını sürdürmemiz gibi.
Tıpkı hazır gıda adı altında içinde ne olduğunu bilmediğimiz gibi..

Manevi üstünlük her dönem müslümanlardadır

Yer yüzünde süper güç olmak maddi olarak yönetim hakkı sahibi olmak değişmektedir. Bazen müslüman devlet süper güç iken gün gelir tam islam düşmanları süper güç olabilmektedir. Gece ile gündüz gibidir. Bazen müslümanlar üstün gelir bazen de gevurlar üstün gelir.

Süper güç olmak hayatın döngüsünün bir parçasıdır. Fakat bir de yeryüzünü yönetimde manevi taraf vardır. Yani mana aleminde yeryüzündeki tüm olayların kontrolü yönetimi her dönem müslümanlar kontrolündedir. Gevurların üstünlüğü sadece madde boyutundadır.

Bu hep böyle olmuştur. Bugün de böyledir. Yarın da böyle olmaya devam edecektir.Ehli küfür ne kadar uğraşırsa uğraşsın ne yaparsa yapsın bunu değiştiremez.

Akıllara yüzlerce soru gelebilir. Normaldir, doğaldır. Hadi ordan diyenler çıkabilir. İnkar edebilir. Şöyle madde alemine bakıp bu söylenenleri algılayamayabilir. Herkes nasibi kadarını alır